Kayıtlar

KAÇINMA

Yaşadığımız çağın bu kadar yorucu ve stres artırıcı bir haletiruhiye bürünmesi ciddi anlamda kişilerin psikolojisini etkilemekte. Zaman zaman insana dair ne varsa uzak kalmaya çalışmak, sadece kendinle baş başa kalmak ya da en kötü ihtimalle uzun süredir tanıdığın, zararsızlığından emin olduğun insanlarla bir araya gelip yine insanlardan uzak bir mekânda zaman geçirmek belki de insana en iyi gelen aktivitelerin başında geliyor.  Şehrin bunaltıcı ve gürültülü ortamı bilakis insanı gerim gerim geriyor. Buna ek olarak, ekonomik olarak belli bir standartlara ulaşamamış insanlar için şehirde yaşama stresi katbekat daha fazla artıyor. Geçen hafta insanlardan uzak ve uzun süredir tanıdığım, zararsızlığından emin olduğum dostlarımla bir araya gelerek bu anı yaşama fırsatı buldum. Herkese o kadar iyi geldi ki kimse şehre dönüp kaldığı yerden devam etmek istemedi ama bilin bakalım o küçük uzaklaşmanın sonu neyle sonuçlandı: Elbette şehre dönüp kaldığımız yerden devam etmekle. Bilgiye olan ih...

YAZMA SANCISI

Yazacaklarımın bir anlamı, bir karşılığı olması gerektiği düşüncesiyle, yazma sürecimi bir türlü sürekliliğe dönüştüremedim. Çok okuduğum dönemlerde yazmak benim için her zaman kolay oldu; ancak okumadığım zamanlarda, “Acaba doğru cümleler kurabilecek miyim?” , “İnsanlar yazdıklarımı neden okumalı?” , “Bir iddia ortaya koymalı mıyım ya da okunmaya değer, ikna edici cümleler kurabilir miyim?” gibi sorular aklımı meşgul etti. Şu an bu yazıyı yazarken belirli bir kurguya ya da düşünceye bağlı kalmıyorum. Tamamen spontane bir şekilde klavyenin başına geçtim ve yazmaya başladım. Yazma serüvenimde öğrendiğim en önemli şey, sanırım bir beklenti içinde yazmamak. Yani “Okuyucu ne düşünür, onları gerçek bir doyuma ulaştırır mıyım?” kaygısından uzak bir yazma alışkanlığı edinilmeli. Bunu pekala biliyorum. Peki, bu mümkün mü? İnsan, insani bazı duygularından sıyrılarak bunu yapabilir mi? Beğenilmek, övülmek, takdir görmek gibi insani duyguları bastırmak herkesin başarabileceği bir şey mi? Elbett...

ENTELEKTÜELLİK ÜZERİNE – 2

Bir konuyu öğrenmek için belki de yapılacak en işi şey o konu üzerine daha fazla düşünmek. O yüzden ikinci kez  “Entelektüellik”  üzerinde birtakım öğrenme stratejilerinin neler olabileceğine dair bir şeyler yazmak istedim. Birinci yazım ile benzer noktaların olduğunu söyleyebilirim ancak şunu belirtmek isterim ki, okuyucunun okumasını daha akıcı hale getirmek için maddeler halinde olmasının daha iyi olacağını düşünüyorum. Bu yüzden birazdan okuyacağınız stratejileri maddeler haline getirdim.  Bu stratejileri uygulamak, hayatımızın bir parçası haline getirmek ise çok daha kaye değer ve kıymetli bir durum. Belki de bizleri diğer insanlardan farklı kılacak bir şey harekete geçmek. Dolayısıyla sadece okumak, bilgilere sahip olmak yetmiyor. Okuduğumuz, edindiğimiz bilgileri birebir hayatımıza uygulamamız gerekiyor.  1.       Öğrenme Planlaması:  Başarılı bir öğrenme süreci için öğrenme hedefleri belirlemek, takvim oluşturmak ve notlar almak...

ENTELEKTÜELLİK ÜZERİNE - 1

Çağımızın en önemli hastalığı sanırım; bir işte başarılı olmak, hayatta mutluluğa erişmek, yeteneğini geliştirmek için bir reçeteye ihtiyaç duymak. Bu hız zamanında böyle bir reçeteye ihtiyaç duymak kuşkusuz modern zamanımızın en kaçınılmaz bir gerekliliği gibi ancak her ne olursa olsun bu reçeteler sunulsa da istenilen hedefe ulaşmak için temel unsur kişinin isteği ve dayanaklılığına bağlı.   “Reçeteler hiçbir işe yaramaz”   diye bir şey söylemek çok iddialı bir söz olabilir. Bilakis insanın sınırlı hayatında her şeye haiz olması abesle iştigal bir durumdur. Dolayısıyla ihtiyaç olan bir reçetenden çok, bizden bir nesil önce yaşamış ya da halihazırda çağdaşımız bireylerin deneyimlerinden faydalanmak şüphesiz hız döneminde bizler için inanılmaz kolaylaştırıcı olacaktır. Bu bakış açısından yola çıkarak çağdaşım insanlara ve benden sonraki gelecek olanlara biraz olsun yol göstermek   -yapıp yapmamak, dinleyip dinlememek okuyucuya bağlı-   istiyorum. Bunu yapmamdaki teme...

TERMOSA KOYULAN HAYALLER

Biz insanlar oldukça doyumsuz ve memnuniyetsiz varlıklarız. Her zaman her şeyin daha fazlasını istiyor, üretmekten çok tüketime odaklamış; tüketim ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bazen ömür yetmiyor. O kadar çaba vererek aldığımız herhangi bir şey bizden daha uzun ömürlü oluyor; ki bazen fütursuzca önem arz ettiğimiz şeyler için hiçte takdir görmeyen davranışlar sergiliyoruz. Fazla dallanıp budaklanmadan gidersem eğer, hayatımızı biraz daha minimize etmek için çaba harcıyoruz (Ben ve eşim). Evliliğimizin ilk sürecinde kısmen başarılı olsak da zamanla daha fazla para kazanmaya başlayınca, para harcama şeklimiz ile birlikte yaşam şeklimiz ve ihtiyaçlarımız da değişim gösterdi. Kimi zaman her şeyi unutmuşken bazen bu kararımızı hatırlıyor ve mücadelede kaldığımız yerden devam etmeye çalışıyoruz. Ancak uzun bir süredir almak istediğimiz bir şey vardı. Nedense çok elzem olduğunu düşünmediğimiz için ertelemiştik. En sonunda fırsatını bulup aldık: Termos. - bir şeye sahip olunmadığı...

TOPRAK NEYLESİN BİZİ

Toprak neylesin bizi Alır mı günahlarımızı, bu bedeni.. Ölümü unutmanın bedeli, Dünyada cehennemi yaşamaktır belki. Toprak neylesin bizi Ama vardır ölümün hikmeti. Yem olarak görürsen börtü böceği Bir gün sen olursun hayvanın yiyeceği... Toprak neylesin bizi Var mıdır bu yaşamın ikizi.. Varsa da yoksa da bu çelişki, Ölüm huzurdur belli ki... 24 Eylül 2019 Salı 

Ekmek Aslanın Parmaklarının Ucunda

-kısa bir deneme- Atalarımızdan kalma bir söz vardır: "Ekmek aslanın ağzında." Bu sözü açıklamaya gerek yok.  Zamanın, çağın değişmesiyle ekmek aslanın midesine indi ve birçoğumuz ekmeği aslanın midesinden çıkarmaya çalıştık. Yaşadığımız son dönemde ise ekmek aslanın kuyruğuna kadar indi. Kuyruğunda olduğunu keşfedenler ise kuyruğu kesip kolayca ekmeğe ulaşma imkanı yakaladılar. Özellikle gelişen teknoloji ile birlikte, bu durum daha da ortaya çıktı. Her an, her dakika gelişime açık su günlerde ise ekmek aslanın parmaklarının ucunda. Özellikle interneti çok iyi kullanan kişiler yapmak istediği bir konu hakkında kolayca bilgiye ulaşma imkanına sahip.  Hayal eden, merak eden bir kişi parmaklarının ucundaki klavyeye, öğrenmek istediği bir konuyu yazması yeterli. Böylelikle sonsuz bir bilgi dünyasına kolayca giriş yapabilir. Aralanan bu kapıyla sonsuz kaynağa ulaşabilir; kaynak yoksa, konu ile ilgili ilk kaynak olma şansını da yakalayabilir. Dolayısıyla yeni bir ...