Kayıtlar

Temmuz, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

UZAYLI BABANIN OĞLU OLMAK

Bu öykü uzayın her hangi bir yerinde yapılan kazı çalışmaları sonucu, bir harddisk'e kayıtlı olarak bulunmuştur. Yetkililer bu hikayenin gerçek ile bağlantısı olup olmadığını araştırıyorlar. Çocuk : Babaaaaa.... Babaaaaaaa... Baba : Ne var oğlum? Çocuk : Baba ben bilyelerle oynamak istiyorum ama a.ına koyduğum bilyeleri havada duruyor. Ben yere bırakıyorum onlar havalanıyor. Baba : Oğlum uzayın kuralı bu ne yapacaksın? Kader! Bununla yaşamayı öğreneceksin... Çocuk : Baba dünyadaki i.neler rahatlıkla oynuyorlar. Bi atıyorlar başaltı. Ben atıyorum havaya uçuyor burda... Bende oraya gitmek istiyorum. Bende gulle oynayacağım. Baba : Bir saniye bir saniye... Olum sen bu küfürleri nerden öğreniyorsun. Bir kere gittin dünyaya uzaydaki bütün küfürleri öğrenmişsin. Hem ona gulle değil bilye denir. Çocuk : Ya neyse ney ben gitmek istiyorum. Baba : Oğlum ben ne dersem o olur. Yok dedim mi yoktur. Anlaşıldı mı? Çocuk : Ya bende oynayacağım. (Çocuk slogan atar) Bilye oynamak hakkımız, sök...

HAYAL

Resim
"Hayal" kelimesi ne kadar hoş geliyor insana... Anlamı büyüleyici olduğu gibi, harflerin görünüşü de bir o kadar etkileyici. Aklımın en ücra köşelerine kadar inebilecek yeteneğim, güçüm, cesaretim vardı eskiden. Küçük bir çocukken yaptığım en iyi işlerden biriydi hayal kurmak. Büyük bir adam olma telaşıyla anında yetişkinliğe ermek isterdim. Kimseye hasıl olmamış fikirlerimi, o büyüdüğüm gün, insanlarla paylaşacaktım... Fakat paylaşmaya ne mümkün... Eser yoktu o hayallerimden. Hayata küskünlüğü daha da artmış, bir yeni yetme rolü verilmişti bana. Artık hayal kuran çocuk rolünden çıkıp, hayatın gerçek yüzüyle karşılaşmış, 'buralarda sadece hayal kurulur; gerçekleştirilemez' fikriyle donatılmış, geleceğe nasıl bakacağını bilemeyen bir genç rolünü oynamaya başlamıştım. Bize biçilen kaftan bu mu bilemem, ama bana küçük geleceğini hissediyorum.Öyle küçük gelecek ki, dünya üzerinde bulanan ölçü birimlerinin yetersiz kalacağı kesin... Gençleri temsil etme bakımından tartış...

BİR 'HOŞGELDİN' GÖNDERİYORUM...

Ne yazılabilir ilk yazıda? Ne yazılabilir ki insanları karşılamak için? Bilgili olduğunu göstermek için kimsenin bilmediği, anlamadığı kelimeleri bulup, öğle cümleler mi kurulmalı acaba? Felsefik açılımlarla yazının, okumanın önemi mi vurgulanmalı? Yoksa bütün birikimimi kullanıp bir çırpıda elemi vermeliyim kendimi? Bir 'hoşgeldin' yazısından daha başka ne olabilir ki bu yazı? Şimdi anladım aslında ilk karşılamalar ve uğurlamaların ne kadar zor olduğunu... Sizi şuan uğulamasamda karşılamanın zorluğu altında eziliyorum cümlelerin altında... Cümlelerimi tamamlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü insanoğlu bu zordur onun beklentilerine karşılık vermek. Yazının sonunda farkettim dostlar, bilmeden yazımın başında sorduğum sorularla sizi düşünmeye zorlayıp, yazamaya teşvik ettiğimi... Bu kadar yeter sanırım. Saadete gelelim... Hoşgeldiniz... Taner Yapku'ya, benim dünyama.... Hoşgeldiniz...