DEĞİŞMEYE NİYETİM YOK; YOKSA FARK EDERLER BENİ...
"Değişmeye niyetim yok; yoksa fark ederler beni..." Kurduğu ilk cümle bu oldu, yatağından kalktığında... Fark edilmek belki de hayatın en sıkıcı bölümü olabilirdi onun için. O yüzden aralarda bir yerde olmak her zaman işine gelirdi. Saatine baktı dünden farksız. Ve dünden farksız saatte kalktığını gördü. Dün yaşadıklarını tekrar yaşamamak için gün doğmuştu dünden farksız. Ve dün olduğu gibi bir farkla baktı kendisine... İşte o zaman dünden farklı bir gün olduğunu anladı. Bugün ki yüzü dünden farklıydı. Bu güne değin fark edemeyecek kadar kördü anlaşılan. Sonra, bugünün ilk dakikalarında kurduğu cümle geldi aklına... Değişmek için fark etmek lazımdı. Fark ettiğinde de değişmek... Ve iki kelimenin arasında sıkışıp kalmanın ezikliğiyle, değişirse fark edileceğini anladı. Oysa fark edilmek, 'ben buradayım' demek, hiç ona göre değildi... Mütemadiyen yaptıklarını bugünde yapmak istiyordu. Ama ‘fark edilme’ korkusu, kendisi için değişim çanlarının çaldığının göstergesiydi. ...