GİDENLERİN ANISINA...
Biz şehri terk etmedik henüz…
Hala, bize ait şehriniz…
Gözyaşları ile ıslanan sokaklardan geçiyoruz her gün… Hala duvarlara yazdığınız yazılardan söküyor çocuklar okumayı… Barışı oradan öğreniyorlar; savaşı da televizyonlardan… Ama hala bir umut taşıyor çocuklarımız… Deli gibi sevecekleri bir kadının hayalini kuruyorlar her gece… İzledikleri filmin kahramanı oluyorlar sabah uyandıklarında… Gerçi ‘sabah uyanmak nedir?’ onu da bilmiyorlar ya; neyse…
Bizim çocuklar rüya görmüyor artık… Çünkü uyumuyorlar o eski günlerdeki gibi… Çünkü gerçek kâbusu yaşıyorlar, bu hayatta… Ne gerek var daha fazla rüya görmeye…
Islak yanaklı çocuklar daha çok gözüme çarpmaya başladı bugünlerde…
Marketlerde mendil bulunmaz oldu sizin yüzünüze…
Ağlamak çözüm değil biliyor bizim çocuklar…
Lakin tutamıyorlar gözyaşlarını…
Bilakis ağlamamak daha koyuyor insana…
‘Farzetki’ cümleleri daha bir sık kurulmaya başladı şimdilerde… Bilmediğimiz, duymadığımız, anlamadığımız, görmediğimiz kavramlarla hayal kurdurmaya çalıştırıyorlar; sizden sonra gelenler… Oysa bize öğünmemizi, çalışmamızı ve zeki olduğumuzu söylemiştiniz zamanında… Siz gidene kadar da öyle yapmıştık… Öğünmüştük zaferlerimizle… Çalışmıştık, yorgunluğu hiçe sayarcasına… Zekiydik dediklerinizi anlayacak kadar da… Bizi aptal yerine koyacaklarını hiç düşünmemiştik o zamanda…
Durduk, siz gittikten sonra… Öğünmedik de, çalışmadık da…
Çünkü gördüğümüz, göreceğimiz bütün acıları yaşadık zannettik… Sonradan anladık ki; yanıldık…
Topla, tüfekle giremediler vatanımıza ama her gün oturma odasına kadar giriyorlar artık…
Gayet basit, gayet nazik…
Boya küpüne batırılmış, cilveli kadınlarla mesela…
Örnek verirsek bu yazı uzar gider ya… Neyse…
…
Siz gittikten sonra baharda âşık olan gençler âşık olmuyor artık… Yarının geleceği meçhulken nasıl âşık olur ki insan…
Çünkü bizim çocuklar ‘yarın’ diye biliyorlar aşkın anlamını…
‘Gelecek’ diye biliyorlar…
‘Huzur’ diye biliyorlar…
Lakin siz gittikten sonra aşkta gitti buralardan…
Hem de veda etmeden…
Taner YAPKU
11 Kasım 2009 Çarşamba
Hala, bize ait şehriniz…
Gözyaşları ile ıslanan sokaklardan geçiyoruz her gün… Hala duvarlara yazdığınız yazılardan söküyor çocuklar okumayı… Barışı oradan öğreniyorlar; savaşı da televizyonlardan… Ama hala bir umut taşıyor çocuklarımız… Deli gibi sevecekleri bir kadının hayalini kuruyorlar her gece… İzledikleri filmin kahramanı oluyorlar sabah uyandıklarında… Gerçi ‘sabah uyanmak nedir?’ onu da bilmiyorlar ya; neyse…
Bizim çocuklar rüya görmüyor artık… Çünkü uyumuyorlar o eski günlerdeki gibi… Çünkü gerçek kâbusu yaşıyorlar, bu hayatta… Ne gerek var daha fazla rüya görmeye…
Islak yanaklı çocuklar daha çok gözüme çarpmaya başladı bugünlerde…
Marketlerde mendil bulunmaz oldu sizin yüzünüze…
Ağlamak çözüm değil biliyor bizim çocuklar…
Lakin tutamıyorlar gözyaşlarını…
Bilakis ağlamamak daha koyuyor insana…
‘Farzetki’ cümleleri daha bir sık kurulmaya başladı şimdilerde… Bilmediğimiz, duymadığımız, anlamadığımız, görmediğimiz kavramlarla hayal kurdurmaya çalıştırıyorlar; sizden sonra gelenler… Oysa bize öğünmemizi, çalışmamızı ve zeki olduğumuzu söylemiştiniz zamanında… Siz gidene kadar da öyle yapmıştık… Öğünmüştük zaferlerimizle… Çalışmıştık, yorgunluğu hiçe sayarcasına… Zekiydik dediklerinizi anlayacak kadar da… Bizi aptal yerine koyacaklarını hiç düşünmemiştik o zamanda…
Durduk, siz gittikten sonra… Öğünmedik de, çalışmadık da…
Çünkü gördüğümüz, göreceğimiz bütün acıları yaşadık zannettik… Sonradan anladık ki; yanıldık…
Topla, tüfekle giremediler vatanımıza ama her gün oturma odasına kadar giriyorlar artık…
Gayet basit, gayet nazik…
Boya küpüne batırılmış, cilveli kadınlarla mesela…
Örnek verirsek bu yazı uzar gider ya… Neyse…
…
Siz gittikten sonra baharda âşık olan gençler âşık olmuyor artık… Yarının geleceği meçhulken nasıl âşık olur ki insan…
Çünkü bizim çocuklar ‘yarın’ diye biliyorlar aşkın anlamını…
‘Gelecek’ diye biliyorlar…
‘Huzur’ diye biliyorlar…
Lakin siz gittikten sonra aşkta gitti buralardan…
Hem de veda etmeden…
Taner YAPKU
11 Kasım 2009 Çarşamba
Yorumlar