KIRMIZI RUJLU KADINLAR, NARA ATAN ERKEKLER…
Yazmaya meraklı şair ruhlu kadınlar süpürüyor bu şehri… Nefesiyle buğulanmış pencerelerin arkasından bakıyorlar; sakalı yeni bitmiş delikanlılara… Vitrindeki mankenlere özenip takıp takıştırıyorlar… Kırmızı rujları sürüp sokağa atıyorlar kendilerini… Hiç tanımadığı, bilmediği şehrin çocuklarının kollarına girip şehir turu atıyorlar… Yanaklarında kırmızı rujla gezen gençler kaldırımlardan inip yolun ortasından yürüyorlar. Naralar atarak deliyorlar sessizliği… Biraz soluklanıyorlar köşe başında… Ekmek arasına biraz salça, biraz da bahçeden yeni topladığı naneleri koyuyor mahallenin ninesi… Ağzına yüzüne bulaştırarak yiyorlar gençler; acısına aldırmadan… Bu şehrin çocukları olduklarını kanıtlarcasına aldırmıyorlar acıya… Keza acı sadece bu şehre mahsus değil ya… Birazda ona müteakiben bir çırpıda bitiriyorlar ekmeklerini… Birbirlerinin gözlerine bakıyorlar daha yok mu diyerekten… Tadı damaklarında kalıyor bu lahza… Acıyla yoğrulmuş topraklardan yetişiyor buğdaylar… Emdiği her acıya...