BAŞLIKSIZ...

Bir rüzgâr esiyor sol tarafımdan, hafif içim titriyor; biraz daha kayboluyorum kıyafetlerimin içinde… Biraz daha kızıyorum hayata… Biraz daha küsüyorum uykuya… Saatin tıkırtısı çınlıyor kulaklarımda zamanın değerini hatırlatırcasına… Ve o zaman yalnızlığı takıyor boynuma…

Darmadağın olmuş anıları toplatıyor belleğime, acımasız yalnızlık… İşkence değil de düğün günüm oluyor o gün. Ve ben o günü doğum günüm sanıyorum; sen var say artık kaç kere doğduğumu…

Gözlerimin önüne gelirken gül cemalin, kokun sarıyor her tarafımı… Bir günü daha tamamlıyorum sessiz ve sensiz… Ve bir günü daha ‘kaybedilmiş gün’ olarak addediyorum. Her addettiğim günün üstünü karalıyorum. Sakın sorma bir yılın kaç gün çektiğini; karaladığım günlerden biliyorum üç yüz altmış beş günden az…

Sıkılıyorum kadın; bulmacalarda seni arıyorum… Yukarıdan aşağıya, soldan sağa seni arıyorum seni; biraz da serseri kelimelerimi… Sonra en sevdiğim şairi soruyor bulmaca… Mırıldanıyorum iki mısra:

“Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu

İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük…”

Bu sefer benin boynum bükük kalıyor şair efendi… Hani rüzgâr esiyor ya o bakımdan…

Rüzgâr olmak vardı şimdi; başka bir şehirde soluk almak… Ve yine o şairin şiirlerinden birini mırıldanmak:

“Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,

Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki…”

Yazdın da iyimi ettin şair efendi, okudukça seni uykuya küstürdün bizi…

Küstüğümüz uyku bir daha dönmedi…

Şimdilerde daha çok hatırımdasın kadın…

Çünkü her daim aklımda gülücüklerin, birazda kelimelerin…

Ve aynı şairin bir başka mısrası geliyor aklıma…

Noktayı koymayı bırakıyorum üstada:

“Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu

Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri…”

Taner YAPKU

20 Ocak 2010 Çarşamba

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAZILAMAMIŞ HİKÂYEM...

SINIFLANDIRMA...

Cumartesi’nden Pazar Yazıları…HEP YARIMIZ…