ÇOCUKLAR BÜYÜTÜR BİR MEMLEKETİ…

Bir kitap

Muz Sesleri

“Çıkıp gidiyorlar. Her bomba sesiyle herkesin biraz daha hiç kimse olduğu bir şehirde en çok onlar hiç kimse olmanın ne demek olduğunu biliyor. Bir bomba daha düşüyor Dahye’ye, yaraya akan kan gibi kayıyorlar bir hikâyenin içine…”

(Temelkuran, E. – Muz sesleri – 2009 – Everest Yayınları)

Neredeyiz, neresindeyiz bu dünyanın? Neden yamaçlara kadar gelmiş, aşağı sarkan bir vücudun sahibiyiz? Ve bile bile neden bu uçurumun yanına getirilmişiz? Kimiz, hangi insanlığın parçalarıyız? Neden zorlanıyoruz taraf olmaya? Neden kan emmeyi seviyor bu topraklar? Neden?

Ortadoğu da bir şehir Beyrut… Hiç gitmediğim, sadece resmini gördüğüm şehrim benim… Nefesini ensemde hissettiğim kanlı şehrim…

Aşkın, sevginin, sadakatin, dostluğun, kardeşliğin üzerine bombaların düştüğü memleket Beyrut… Terk edilmeye, ağlamaya, unutulmaya alışkın Şehr-i Beyrut… Yorgun ve sessiz sokakların başkenti… Yaşanacak en güzel aşkların mekânı… Üzerinde yürüyen karışık soslu kadınların güzelliği ile cilvelenen memleket…

Görmeden âşık olmak zordur; lakin bu ana kadar olan sevgim maddi değil manevi olduğu için kolaydır Beyrut’u sevmek… Hem sürekli bizi batıya doğru iten idareye karşı ‘ben yaşamak istiyorum demektir’ Beyrut’a inanmak… Bütün ruhun ile karışıp orada nefes almaktır… Her nefes alıp vermek biraz daha karışmaktır şehre… Şehrin sancılarını azaltmaktır o memleketi sevmek… Bir kurşunun, bir bombanın daha azalması demektir o memleketi sevmek…

Bombalarla sessizliği bozmaktansa, kalemlerin kâğıtla sevişmesi ile bozulsun bu sessizlikler… Kelimeler fütursuzca sıralanarak aşka gelsin ve dağıtsın kederi… Bu şehrin muktediri kelimeler olsun… Sevgi sözleri sarf edilsin... Yanaklarına kondurulan öpücüklerle hayat bulsun sevgililer… Sokaklara çıkmak zor olmasın; lakin oyunları unutuyor çocuklar… Oysa çocuklar büyütür bir memleketi… Çocuklar saklar belleklerinde hikâyeleri… Günahları, çocuklar unutturur hâlbuki…

Oysa çoktan öldürüldü o memlekette çocuklar… Hafızalarına babalarının ölümü işlendi… Kulaklarına annelerinin acıları fısıldandı… Kardeşleri ise olmadı o çocukların… Çünkü kurşunlar yağdırıldı üstlerine… Bombalar atıldı umutlarına…

Taner YAPKU

04 Şubat 2010 Peşembe

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAZILAMAMIŞ HİKÂYEM...

SINIFLANDIRMA...

Cumartesi’nden Pazar Yazıları…HEP YARIMIZ…