… … Aşk… farkında… … … … olmaktır… …bazen … …hayatın … …bazense
susmaktır.. … susmayı… … … …bilene … ….….. yazmak ne kadar zor aman Allah’ım! Titriyorum soğuktan. Yazım ne kadar çirkin ilk defa fark ediyorum… Neden dans etmiyor harfler? Neden sevişmiyor kelimeler? Ne oldu size cümlelerim? Neden konuşmuyorsunuz? Kırgın mısınız bana? Kırılmayın lütfen; anlatacaklarım bitmedi daha! Bakın üşüyorum hala! Yalnız bırakmayın beni… Yazdıkça üşümem geçecektir inanın buna… Keza bir yazarın ateşe ihtiyacı yoktur ısınmak için... Terk etmeyin beni; ben, şehri terk e...
"Sınıflandırmanın esas amacı , yeryüzünde bulunan canlıları, akrabalık ilişkilerine göre gruplandırmak ve bu sayede de düzenli bir sistem içinde çalışılmasını kolaylaştırmaktır ." Biyolojide sınıflandırmanın gereği açıklanırken, bu cümleler kullanılmıştır bir kaynakta. "Esas amacı, kolaylaştırmak. " Buranın altını çizmek lazım. Lakin toplum olarak sınıflara ayrılmak bizim için hep zorlaştırıcı bir unsur olmuştur. Kolaycılık sağlanamamış, kaosun oluşturulması için bir o kadar da etkin bir göreve tabi tutulmuştur, sınıflandırmak. Amaç sapmış ve içi boşaltılmış bir takım kavramlar sunularak, temayüz etmiş kişilikler yaratılmıştır. "Sizden" - "bizden" kelimeleri sıkça kullanılıp, isyankâr bir hava takınılıp, kimi zamanda şiddetin fitilini ateşleyici kışkırtmalara maruz kalmıştır, sınıflandırma. Düzenli bir sistem yaratma çabasından uzak, düzensiz yaşama yakın bir anlam yüklenmiştir, sınıflandırmaya. Doğu-Batı ayrımı yapılarak kışkırtıcı bir rol üstl...
“Nereye bakmanız gerektiğini bilmiyorsunuz. Bu yüzden önemli olan her şeyi atladınız.” Sherlock Holmes / Bir kimlik Vakası Doğduk. Küçücük ve muhtaç doğduk. Ne bizim derdimizi anlayan birileri vardı, ne de anlatabileceğimiz bir dil. Tam değil; eksik doğduk. Yarımdık ve tam olmamız için büyümemiz gerekti o yüzden. Tam olmak için emdik, yemek yedik ve büyüdük. Ama hep yarımız biz.. Her zaman eksik, her zaman yarım… Bu yazının fikri bir arkadaşımın yazısını okumamla geldi. Aslında okuyamamamla birlikte geldi düşüncesi. Önce okumaya başladım yazıyı ama telefon çaldı; ona cevap verdim, bıraktım. Tekrar okumaya başladım; ocakta bulunan yemek tıslamaya başladı, bıraktım. Bu sefer okuyacağım dedim, her zaman izlediğim haber bülteni saati yaklaşmıştı, bıraktım. Baktım ki, ne ben kendimi verebildim yazıya, ne de çevrem, hiçbir şey izin vermedi okumama. Hiçbir şeyi tamamlayamıyoruz bu hayatta. Tamamladığımızı sanıyoruz sadece. Her işimizi yarım yapıyoruz mesela, her işimizi. Ya...
Yorumlar