UZUN SANCILARIN YAZISI


Aylarca bilgisayarın başına oturup tuşları tıkırdatamadım. Zamansızlıktan mı, analiz edememekten mi, tam manasıyla kendini vererek okuyamamaktan mı bilinmez ama aklıma bir cümle dahi gelmedi şu satırları yazana kadar. Önceleri etrafımda olan biten her şeyi takip ederken, şimdilerde kusursuz bir boş vermişliğin içerisinde buluverdim kendimi. Ta ki, kendimle uğraşacak, bana yol gösterecek cümleyi bulana kadar.

-          Kendi pisliğinize elinizi sokmakta çekinmezsiniz. Çünkü yediklerinizi bilirsiniz ve tiksinmezsiniz. Başkasının pisliğine elini sokmak değil, yanından dahi geçmek istemezsiniz.

Aklıma, bir bulaşık yıkama esansında geldiğinde bu cümleden korktum aslında. Pek de beğenilesi bir tarafı yoktur belki, iğrençliği tasavvur etmesinden başka. Ama dönüp tekrar baktığınızda hakikatin boyutlarından sıyrılmanızda mümkün değildir hani.  Somut bir kavram olarak düşünmektense, soyut olarak düşünmeniz belki de en akıllıca verilmiş bir karardır. Tüm yaptığınız hatalarınızı düşünün mesela. Başkalarına “el at” diyemezsiniz ya da o sorunun tamamıyla size ait olduğunu düşündüğünüz için çekinecek hiç bir şey bulamazsınız. Bilirsiniz sizin neler yaptığınızı, kafanızdan neler geçtiğini… Artısıyla, eksisiyle bir kovanın içini kurcalar durursunuz. Kova beyniniz olur bazen, bazen de etrafınızdakiler. Hiçbir güç durduramaz, korkmazsınız. Karşınıza çıkacak her türlü virüs için güvenlik duvarınızı oluşturmuşunuzdur. En etkili saldırılara hafif gözyaşıyla sonlandırırsınız. Ancak elinizi başka kovaya sokarsanız, pis kokular sizi çevrelemeye başlar; kurtulamazsınız. Bazen tek kalmamak için atarsınız elinizi ileride yalnız kalacağınızı bile bile, belki de bilmeden. Ama ne olursa olsun başa çıkamazsınız. Tanımazsınız, bilmezsiniz karşınıza çıkan her şeyi. Varsayımlardan, duyduklarınızdan bildiğiniz kadarıyla karanlıkta sallanırsınız. Gelen her tokatın etkisiyle etraf aydınlanıyor zannedersiniz. O karanlık, bir gün öyle bir hal alır ki;  görüyorum sanırsınız. Sonra o karanlığa küfredersiniz. Ama kimse sizi duymaz. Çünkü etrafınızda kimse yoktur aslında.

Taner YAPKU

Yorumlar

Unknown dedi ki…
Çok başarılı kardeşim

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAZILAMAMIŞ HİKÂYEM...

SINIFLANDIRMA...

Cumartesi’nden Pazar Yazıları…HEP YARIMIZ…