Yeni Düşman: İmleç
Saatlerce bakmıştı ekrana. Sadece yanıp yanıp sönen bir imlece bakıyordu. Fiziki olarak belki oradaydı ama ruhen hiç mi hiç orada değildi. Hızlıca tuşlara vurmanın hayalini kurup duruyordu. İmkânsızdı bu. Ne yazacağını bilmiyordu, daha çok okumaya odaklanmıştı ancak hayatını devam ettirmesi için yazması gerekiyordu. Yazarlık pek kolay bir durum değildi. En yaratıcı en benzersiz yazılar yazmak herkesin amacıydı ama o her yazdığı metinde olduğu gibi bir daha yüzüne bakmıyordu. Özgün olmanın zorluğu hep içinde kalan, kendisini kötü hissettiren bir durumdu. Peki, nasıl özgün olacaktı? Uzun uzun düşündü. Yatakta hareketsiz bir şekilde durdu ama bir çözüm bulamadı. Bulamadıkça kendisini daha çok yerdi. Bir yerde okumuştu ‘nicelik niteliği artırır’ diye. Dolayısıyla bugün dünden daha fazla düşünmeli, daha fazla yazmalıydı ama ne yazacaktı? Hiçbir şey aklına gelmiyordu. Yazar olmak, yazarlığa adım atmak isterdi ama ne mümkün. Anlatacak neyi vardı; bir hikâyesi mi? Gün içerisinde kullandığı ...