Cumartesi’nden Pazar Yazıları… TÜM GÜZEL HAYATIMIZI YARINA ERTELEDİK; BUGÜN AĞLAMAK VAR DÜNÜMÜZE…
-Ertelemek Üzerine Bir Öneri-
Yaşadığımız pişmanlıklarımız, ‘ah
keşke’lerimiz, nicedir hayıtımıza bir türlü yerleştiremediğimiz kararlar,
bitiremediğimiz görevler, zorlandığımız hedefler ve kısacası bitmeyen sürekli
ertelenen amaçlarımız, hayatlarımız… Bitmeyen ve bitmeyecek telaşlarımız…
Düşündünüz mü şu kadarcık zaman
diliminde, okuduğunuz kadarıyla, buraya kadar ertelediklerinizi? Yığınla
erteleme listesi gözünüzün önünden aktı gitti değil mi? Hem de ne akma, bir
nehir gibi aktı gitti.
Zaman zaman bu ertelemelerle ilgili
olarak düşünsem de bilimsel olarak herhangi bir yaklaşımın olduğunu ne bir yer
de okumuştum, ne de görmüştüm. Bazı şeyleri hayatımızda yaşarız ama onu
anlamlandırma konusunda ciddi manada sıkıntılarımız olur. Bir yere
temellendiremeyiz. Bu temellendirme olmayınca –kısmen kendim için– konular
üzerinde düşünmez, teğet geçerim. Ancak bu yan gelip yatmama sebep olmaz,
okumayı, araştırmayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi hep kendi hayatımda düstur
edinmişimdir. Gelişime açık olmaya çalışırım, bugünümü ve dünümü farklı
yaşamaya çalışırım. Bazen bu mümkün olur, bazen ise yanından bile geçemem. Bu
mevzu uzar gider ama ben yine de birilerinden bir şeyler öğrenme isteğimi diri
tutmaya çalışırım. Sosyal medyayı biraz daha yararlı kullanmaya çalışırım,
artık ne kadar yapabilirsem.
Dikkat Reklam İçerir! Yine
böyle arayış içerisinde ve neler oluyor diye sosyal medyada dolaşırken, yapmak
istediğim, olsa ‘ne güzel olur’ dediğim bir platform ile karşılaştım: www.kitapkulubu.com.tr
Bu platformun amacı, herkese kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya
çalışarak her gün birkaç sayfa, hafta da bir kitap, ayda ise dört kitap okutmak.
Üstelik bunu çok uygun bir fiyat ölçeği ile evinize kadar gönderiyor olması da
ayrı bir avantaj. Hani kitapçılarda dolaşmaya üşeniyor, birileri önersin ben
okuyayım diye düşünenler için muhteşem bir altyapı. Tabi ilk başlarda abone
olma düşüncem pek olmasa da daha sonraları, farklı ve güzel bir şeyler yapmaya
çalışan insanlara destek olmak ve bir şeyler öğrenmek için iyi bir fırsat
olduğunu değerlendirerek üyeliğimi aktifleştirdim. Tabi şunu da ifade etmeliyim
ki, biraz sonra bahsedeceğim kitabı ilk çekincelerim olduğu için başka bir
yerden aldım üye olmamıştım. Sonra kitabı okuduktan sonra üyeliğimi yaptım. Bu
ayrı bir konu ama vesile oldukları için gerçekten kendilerine teşekkür
ediyorum. Merak edenler bu kulübü üsteki linkten inceleyebilir.
Asıl mevzuya dönecek olursak,
söylemek istediklerim biraz başa dönersek erteleme ile ilgili. Bizler ne yazık
ki ertelemeyi bir hayat felsefesi edinmişizdir. Kimse bir işi bize yaptırmaya,
bir hedefimize ulaşmaya ikna edemez. Canımız isterse yaparız, yoksa kimse bizi yerimizden
oynatamaz.
Bir gün yukarıda bahsettiğim bir
yöntemle elime Timothy A. Pychyl’ın “Prokrastineyşın” isimli bir kitabı geçti.
İlk olarak kitabın ismi benim için bir şey ifade etmese de anlamına baktığımda
işte bu dedim: Savsaklama, erteleme.
Benim için bulunmaz bir nimetti bu
kitap çünkü içinden bir türlü çıkamadığım; beni oldukça rahatsız eden bir
hayatın içinde kıvranıp duruyordum. Şimdi yanlış anlaşılmasın bir kitap okudum
hayatım değişti değil mesele ve yok öyle bir şey. Okuduğun birçok kitap hayatını
güzelleştirir, kökünden değiştirip seni başka bir boyuta geçirmez; -bilimkurgu,
distopya değilse tabi- J Bu kitapta seni hayatındaki erteleme faaliyetlerini biraz
olsun anlaman için farkındalığa itiyor. Bunu da aşman için yardım ediyor.
Benim bundan 9 yıl önce başladığım bu
yazı serüveni ne devam etmem mesela Hemen
başlayın ile devam etmemi sağlamıştır. Bunu biliyoruz diyebilirsiniz ama
mevzunun bunun olmadığını hakikaten söylemeliyim. Birçok etmen var ama kitapta
şöyle geçer: “Mutluluk, insanın önüne
koyduğu hedefler uğruna verdiği çabada yatar. Özel olarak şu veya bu başarıyı
elde etmemiz gerekmiyor; bütün mesele, hayattı bize anlamlı gelen bir şeyin
peşinden gitmeye, onun için uğraş vermeye kendimizi adamamız”(sy.32-33).
Ve devam eder; “Hedeflediğiniz şeyleri savsaklarken aslında hayatlarımızı erteliyoruz.
Önümüze koyduğumuz hedeflere ulaşmak için kullanabileceğimiz zamanı göz göre
göre ziyan ediyoruz. Oysa hayatımızdaki en kısıtlı, en bitimli kaynak zamandır.
Yaşayabileceğimiz sınırlı miktarda bir zaman var. O zaman bini niye ziyan
edelim ki? Yapmak istediğimiz veya yapmamız gereken işlerden kaçarak zamanı
çarçur etmeye ne gerek var?” (sy.33)
Altını çizdiklerimin sadece yüzde
birini paylaştım devamını okuyarak elde edebilirsiniz.
Velhasılıkelam, vazgeçmezsek bu
erteleme huyumuzdan;
“Tüm güzel hayatımızı yarına erteledik;
bugün ağlamak var dünümüze” diyeceğiz. Esen kalın…
Not: Bir şeyi erteleyerek yazdım bu yazıyı ama o kadar
kötü bir şey değil, okuyunca görürsünüz. ;)2 Eylül 2017 Cumartesi
Yorumlar