Nasıl ölçülebilir yalnızlıklar?
“Yazabilmek için
yalnız olmalıyım. Ama inzivaya çekilmiş bir keşiş gibi değil. Çünkü bu yetmez. Ben,
ölü bir adam gibi yalnız olmalıyım.” - Franz Kafka
Umudumuz yarına değil de dün de kaldı sanki.
Öyle sızı var ki; içimizdeki umudu ölçen bir alet yok henüz.
Ya yalnızlıklarımızı ölçecek bir cihaz var mı? ‘Bilmem şu
kadar yalnızlığınız var’ diyebilecek bir alet?
Fazla düşünmeyin, bunu ölçecek bir alet yok ama
yalnızlığımızı gösterecek emareler var.
Bir hafta boyunca aynı çatalı, aynı kaşığı, aynı bıçağı yıkayıp
yıkayıp tekrar tekrar kullanıyorsan; işte budur yalnızlığın emaresi.
Kirli tabaklarla o kadar çok dolmuyorsa tezgâhın üstü; bir
gün içerisinde tüketilecek ekmek üç gün de tükeniyorsa; aynı yemekleri yapıp
duruyorsan ve içinden gelmiyorsa evi temizlemek; işte budur ölçüsü yalnızlığın…
Komodinin üstünde duran fotoğraflara iç çekerek bakıyorsan;
hatıralar canlanıyorsa gözlerinde; mutluluk gözlerini dolduruyorsa; radyo da çalan
türküler hiç duymadığın, görmediğin, yerlere
götürüyorsa seni; işte budur ölçüsü yalnızlığın…
Eski yazılarına özlem duyuyorsan; eski kitaplarını
özlüyorsan; babanın eve gelişini dün gibi hatırlayıp bugün gibi yaşıyorsan içinde;
annenin babana kızışlarını dahi ağzın yamuk bir şekilde gülümsetiyorsa seni;
işte budur ölçüsü yalnızlığın…
Geçmiş yılı düşünmekten, geçmişe sövüp bugünü kaçırıyorsan;
takvim yapraklarından takip ettiğin günleri kokusu olmayan telefondan
öğreniyorsan; aynı şarkılardan öte farklı şarkıları dinleyip dinleyip
beğenmemezlik ediyorsan; işte budur ölçüsü yalnızlığın…
Hiç kimseye ‘dede’ diyemediğin için halanın eşine ‘dede’
diyorsan; sokaklarında top oynadığın mahallende eski komşularını göremiyorsan;
evinin bahçesinde portakal, erik, dutu bedava yerken bugün para verip alıp ve
aynı tadı alamıyorsan; işte budur ölçüsü yalnızlığın…
Taner Yapku
31 Aralık 2017 Pazar
Yorumlar